MÜMİNLERİN ANNESİ ZEYNEP BİN CAHŞ (R.A.) - CENNET KILIÇLARIN (SİLAHLARIN) GÖLGESİNDEDİR.(HADİS-İ ŞERİF) - Blogcu



CENNET KILIÇLARIN (SİLAHLARIN) GÖLGESİNDEDİR.(HADİS-İ ŞERİF)

• 8/6/2007 - MÜMİNLERİN ANNESİ ZEYNEP BİN CAHŞ (R.A.)

"Dört hatunun faziletleri bütün dünya hatunlarınınfaziletlerinden üstündür.
Meryem Bint-i İmran, Firavun'un karısı Asiye, Hatice bint-i Huveyled ve Fatma bint-i Muhammed"

Hz. Hatice, iki cihan serveri, Peygamber Efendimizin, temiz, iffetli, yüce ahlak sahibi hanımlarından ilki, müminlerin annesi.  Kureyş kavminden, babası Huveylid, annesi Fatıma. Baba ve anne tarafından soyu Peygamber efendimizin soyu ile birleşmekte.

Hz.Hatice ilk önce Varaka ibn-i Nevfel'e nişanlanmış ancak nikah yapılmamıştır. İkinci kez künyesi Ebu Hale ve ismi İbn-i Nebbaş olan bir zat ile nikahlanır. Ebu Hale'nin vefatından sonra Atik ibn-i Abid ile evlenir. Atik'in de vefatından sonra amca oğlu Sayfi ibn-i Umeyye ile evlenir. O'nunda ölümü üzerine dul kalır.

Hz.Hatice, ticaretle uğraşan zengin, haysiyetli, şerefli  bir kadındı. Ücretle tuttuğu adamlarla Şam'a ticaret kervanı  düzenlerdi. bunlar O'nun işlerini idare eder ve ticaretini yürütürlerdi .Hak teala Hz.Hatice'ye bol dünya malı vermişti. Fakat ardı  arkasına geçirdiği  sıkıntılı ve üzüntülü  hadiseler onju dünyaya karşı soğutmuştu.

O zamanlar Zati saadetleri s.a.v.'in pak ve temiz ahlakı, namus ve haysiyeti dillere destan olmuş, bunun için de "EMİN" lakabı
ile anıla gelmekkteydi. Hz.Hatice bütün bunları hesaba katarak, büyük bir istekle, kendilerini, ticaret işlerini idare etmek hususunda vazifelendirmek için haber salar,
"Benim mallarımı Şam'a götürmek ve benim ticari işlerime bakmak istersen, kendi  kölem Meysere'yi senin yanına katarım ve Şam'a gidersiniz. Ne kazanırsanız, başkalrına verdiğim haktan size daha fazlasını veririm" der.

Zatı saadetleri kabul eder, ticaret mallarını yükletip Basra tarafına doğru yola çıkar. Az bir müddet içinde mallarını iyi bir fiyatla satar. Mekke'ye dönüp  hesap görüldüğünbde her defasınınkinin iki  misli  kazanç elde edildiğ i görülür. Hz.Hatice memnun olur o da konuşmuş olduğunun iki misli ni verir.

Zatı Saadetleriyle Evlenmesi

Hz.Hatice, etraflıca bir araştırma daha yapar. Kendilerinde evlenme arzusu başgösterir. Nefise isminde cariyesi ile haber gönderip, isteğini iletir, alınan cevap üzerine haberi amcası Amr İbn-i Esed'e ulaştırır.

Babası Ficar savaşında ölmüş bulunan Hz.Hatice'nin velisi bu amcasıydı ve onun işlerinide o görürdü. Hazret-i Resul-i Ekrem s.a.v. amcası Ebu Talib ve Amr  İbni-i Esed her iki ailenin ileri gelenlerindendi. Aileler o zamnın örf ve adetleri gereğince  Hz.Hatice'nin evinde toplanır. Nikahı Ebu Talib kıyar. Mehir olarak 500 altın mehir tesbit edilir. Hz.Hatice o sıralar 40, Resulullah 25 yaşlarındaydı.

İslamiyet

Allah Resulüne ilk vahiy nazil olduğu zaman, korkarlar, gelip  durumu Hz.Haticeye anlatırlar. Hz.Hatice.
"Sen doğru konuşursun, sılayı rahmi  gözeten kimsesin, emanete dikkat edersin, misafirperversin, halkın sıkınt8ılı ve üzüntülü  zamanlarında yardıma koşarsın, Hak  Teala seni  yalnız bırakmayacaktır."

Hz.Hatice (r.a), amcası Veraka İbn-i Nevfel'e gider, meseleyi  anlatır. Devrin meşhur Hristiyan alimlerinden olan Veraka anlatılanları dinledikten sonra şöyle der.

"İşte bu Musa'ya görünen hususdur ki, şimdi de bunda zuhur etmiştir. Keşki  benim kudretim ve imkanım olsa da O kavminin arasında ortaya çıktığı zaman kendisinin yardımına yetişebilsem. Keşki imkan olsa da sizin kavminiz onu yerinden ettikleri zaman kendisine yardım edebilsem."

Veraka bu sözleri söyledikten kısa bir zaman süre sonra vefat eder. Resulullah'ın uzun bir müddet yardımcısı Hz.Hatice (r.a) olur. Derdini yalnız o dinler. Birlikte gizli  gizli  ibadet ederler. Bütün imkanını ona sunar, eline koluna kuvvet olur.

Sevgisi

Böyle bir bağlılıkla kocasına yönelen kadın elbetki onun rızasını alıp, ona itaat eder, onun rahat etmesini, huzura kavuşmasını düşünür. Bu bir yana Hz.Hatice (r.a.) öyle bir kadındı ki, dirayeti, zekası ve aklı ile kocasına karşı yönelen her türlü  fenalığın önüne geçmesini  bilmiş, kocasına muhalif bulunan müşriklere hadlerini bildirip, onların şerrinden korumayı başarmıştı.

Vefatlarından sonra bile Resulullah  daima onu övgüyle anardı. Bu konuda Hz.ayşe (r.a) şöyle der.

"Hz.Haticeye ne kadar gıpta ederim. Başka hiç bir kadına gıpta etmem. Bir gün Resulullah'ın yanında Hz.Hatice'den bahis geçmişti. Bu benim damarıma dokundu. Döndüm dedim  ki, o yaşlı bir kadındı. Şimdi Hak Teala sana daha iyisini ve daha güzelini vermiştir. Resulullah bu sözü  duyunca  kederlendihatta kızdı. Kızgınlıktan tüylerinin diken diken olduğunu hissettim. Şöyle buyurdular:

'Yemin ederim ki  böyle değil. ben ondan daha iyi bir kadına kavuşmadım. o iman getirmiş bir hatun idi. Onun iman getirdiğ i zaman halk bütün bütün kafir idi. O beni kabul etti, beni teşvik etti, kendi  malı ve serveti ile bana yardım etti. Diğer karılarımdan çocuğum olmadığı halde  Hak Teala bana ondan evlat verdi."

Evet, Peygamberimiz Hz.Hatice haytta iken O'nun üstüne başka bir hanım almamıştı.

Ahlak ve Adetleri

Evlatlarına karşı çok şefkatli idi. Ev işlerini  de hakkiyle bilen bir hatundu. Peygamberimize karşı büyük hürmeti  ve sevgisi vardı. Hem peygamberliğinden önce hem sonrasında Resulullah ne buyurursa itiraz etmeden kabul eylerlerdi.

Faziletleri  ve Menkibeleri

Hz.Ebu Hureyre (r.a) rivayet eder, Allah Resulu buyurdu:

"Dört hatunun faziletleri bütün dünya hatunlarınınfaziletlerinden üstündür. Meryem Bint-i İmran, Firavun'un karısı Asiye, Hatice bint-i Huveyled ve Fatma bint-i Muhammed"

Bir ara Hz.Hatice Resulullah'ı aramak için dışarıya çıkmıştı. o sıra bütün

İsmi Zeyneb, künyesi Umm-i Hakem. Beni Esed kalesine mensup idi. Anne tarafından Resulullah'ın akrabasıdır. Annesi, Peygamberimizin halası, Ümeyme binti Abtülmuttalib'tir. Babası Mekke'ye dışarıdan gelip  yerleşmiştir. Mekke'de 588 yılında doğmuştur. Hicretin beşinci yılında Zatı Saadetleriyle evlenmiştir.

Zeynep binti Cahş r.a., Hz.Peygamberin hanımları arasında hakkında İslam düşmanları vi bilhassa Hristiyanlar tarafından en fazla gürültü koparılanıdır.  Onun gerek ilk evliliği gerekse, ikinci evliliği farklı  çevrelerce değişik şekilde yorumnlanmış ve daima gündemde kalmıştır. Hz.Zeyneb'in Resulullah ile olan evliliğini anlayabilmek için tarihi ve sosyolojik bazı gerçekleri çok iyi bilmek gerekir. Aksi takdirde yanlış bir değerlendirme yapılmış olur. Çünkü o zamana kadar bir din haline gelmiş bulunan adetler kaldırılmaktadır.

İlk evliliği

Köklü ve değişmez bir gelenek olarak üst tabakaya mensup, asil ve zengin kızların fakir ve kölelerle evlenmesi yasaktı. ancak Hz.Zeyneb'in ilk kocası Hz.Zeyd İbn-i Harise  r.a. Resulullah'ın azadlı  kölesiydi. Bu zatı, Zatı saadetleri  evlatlığa kabul edip, azat etmişler ancak Resulullah'ın yanından ayrılmamışlardı. Resulullah'ın emeirleri gereğince, Hz.Zeyneb r.a. ile evlendiler. Fakat bu çok acayip bir durumdu. Hiç alt tabakadan biri hemde azatlı  bir köle asil bir aile kızı ile evlenebilinirdi? Fakat, İslamiyet, inmsanlar arasında eşitlik ve birlik hükmü ortaya koyumca, böyle bir cahiliye geleneğinin ortadan kalkması gibi tabi bir şey ne olabilirdiki? Resulullah bu uygulama ile, İslam da insan eşitliğini ortaya koyuyordu.

Bilindiği gibi Allah elçisinin en önemli  tebliğ metotlarından biri de Allah tarafından dgelen emir ve yasaklar önce kendisinde uygulaması, şayet bunları kendi şahsında uygulama imkanı yoksa veya böyle bir imkanı bulamamışsa, o emir ve yasakları en yakın akrabalarına uygulaması idi. Fakat ne Zeyneb ne kardeşi Abdullah bu evliliğe Allah elçisine olan derin sevgi muhabetlerine rağmen sıcak bakmıyorlardı.

...ve Cenab-ı Hak buyurdu:

"Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (Ahzab suresi / 36)

Bunun üzerine Zeyneb, Allah ve Resulünün emrine itaat etmek için Zeyd ile evliliği kabul etti. Hz.Zeyneb, şahsı için değil, İslamını hükmünü herkes anlasın, Resulullah:'ın sözü yere düşmesin diye rıza göstermiş ve evlenmişti.

Evliliğin üzerinden bir sene kadar geçmiş olay bir örnek olmuş kök salmıştı. Bir ara Hz.Zeyd huzuru saadete gelerek hanımından şikayetçi olmuştu. Hanmı kendisine yeteri kadar sevgi göstermiyor, güzelliğive asaleti ile övünüyor, azadlı bir köle olan kocasına iğneliyici sözler söylüyordu. Hz.Zeyd arzeder:

- Zeyneb bana hep  dil  uzatıyor, onu boşamak istiyorum, ne buyuruluyor? Zatı Saadetleri boşanmaması için nasihat ettiyseler de mesele halledilemedi, boşandılar.

Zatı Saadetleriyle Evliliği

İslam'dan önceki Cahiliyye döneminde yaşayan güçlü  örf ve geleneklerden biri de evlatlığın öz evlat gibi muamele görmesiydi. Hatta bu sebeple başlangıçta Zeyd b. Harise'y "Zeyd b. Muhammed" deniyordu. Yani "Muhammed'in oğlu, Zeyd". bu anlayışa göre hareket edildiği takdirde elbetteki öz evlat ile baba arasındaki hükümler neyi gerektiriyorsa evlatlık ile baba arasındaki  hukuk bunu gerektiriyordu. Bu cümleden olarak evlatlığın hanımın evlatlığı, öz oğlun hanımlığı gibi kabul ediliyordu. Sıra bu  kötü adetin ortadan kaldırılmasına gelmişti.

Cenab-ı Hak buyurdu:

"Onları (evlâtlılarınız) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din  kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin...." (Ahzab Suresi/5)

Bu ayeti kerimenin nuzülünden sonra Zeyd'de Zeyd b. Harise diye çağrılmaya başlandı. Evlatlık müessesinin böylece, Kur'an-ın wmri ile kaldırılması ile bunun bir kalıntısı olan "evlatlık hanımlarının, evlat edinenler tarafından alınamayacağı" anlayışınında ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bu durum için en uygun durumda olan bu sefer  Resulullah idi. Ortaya çıkacak fitne ve dedikodudan çekiniyordu. Ama İslam'ın gerektirdiği bu prensip, kesinlikle kendisi üzerine uygulanacaktı.  Kur'an-ı Kerim de bu durum şöyle ifade edilir.

"(Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu  sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir." (Ahzab Suresi /37)

Hz.Zeyneb r.a. Resulullah'ın emriyle Zeyd ile evlenmeğe razı olmuş ve sonra da boşanmaya çok üzüldüler. Zatı saadetleri, onun gönlünü almak maksadıyla kendisi onunla nikahlamaya karar verir. Kendisi için isteme görevide iddeti bitince Zeyd b. Harise verilir. Zeyde bu görev başlangıçta çok ağır geldiysede, görevi yerine getirmiştir. Zeyneb bu konuda Allah'ın emrini  beklediğini  söyler bunun üzerine yukarıdaki ayeti kerime nazil olur. Nikah işi hemen tamamlanır. Resulullah  beklemeksizin Hz.Zeyneb'in yanına gelirler. Bu arad düğüne icap edenler yemeklerini yemiş, oturmakta çene çalmaktaydılar. Müslümanlar devamlı gidip geliyorlar, vakit geçtikçe geçiyordu. Resulullah bu durumdan müzdarip olmasına rağmen bir şey diyemiyordu. Tam o sırada vahy nazil oldu:

" Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davetedilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri  için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz.  Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tır." (Ahzab Suresi /53)

Bundan sonra Resulullah evlerinin kapısına perde astılar. Hz.Zeyneb'in düğününde Resulullah bir keçi  kestirmiş ve gelen misafirlere ikram ettirmişti.

Bir gün Hz. Zeynep r.a. Peygamberimize arz eder.

-Ya Resulullah, ben sizin diğer karılarınızın hiç birine benzemem. Bu hatunlarınızın hiç  birisi benim gibi  değildir. Bunların hepsinin de nikahlarını, babaları, kardeşleri, yahut da aileleri  veya velileri kıydırmışlardır. Yalnız benim nikahım Melekutte kıyılmış ve zevceliği Hak Teala tarafından size bildirilmiştir"

Münafıkların "Oğlunun hanımını nikahladı" dedikodularına Cenab-ı Hak şu ayet-i kerime ile cevap verdi:

" Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü  ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.  (Ahzab suresi / 40)

Ahlak ve Adetleri

Çok cömert ve eli  açıktı. Fukaranın dayanağı idi. Elinden iş gelirdi. Kendi eliyle deri işler, hazırlar ve bundan da para kazanırdı, kazandığınıda fakirlere dağıtırdı.

Hz. Ömer r.a. zamanında kendisine  onbin dirhem geçim masrafı tayin edilmişti. Fakat bu parayı sadece bir kez aldı ve şöyle dedi:
"Ya Rabbi, gelecekte böyle paralar benim yanımda bulunmasın zira para demel fitne demektir" Aldığı parayı hemen fakirlere dağıttı. Hz.Ömer bunun üzerine "Bu hatun büyük hayır sahibidir" deyip bu sefer dağıtmaması elinde tutması haberiyle bin dirhem daha gönderir. Hz.Zeyneb ise o parayıda fakirlere dağıtır.

Hz. Ayşe r.a. buyuruyor:

"İster dini muameleler olsun, ister takva ve sadakat olsun, ister sıgayı rahim olsun, ister cömertlik ve fedakarlık olsun, Zeyneb'den daha iyi hiç bir hatun yoktur"

Resulullah şöyle buyurmuştu:

"Bana en çabuk ve erken olarak kavuşacak olanınız, eli en uzun olanınızdır" Eli en uzun olmamasına rağmen Zatı saadetlerine ilk önce o kavuştu, uzunluktan maksadın onun eliyle kazandığını, sadaka ve hayrata sarf etmesi olduğu ortaya çıktı.

Vefatı

641 yılında vefat etti. Ölmeden önce, kefenini  hazırlamıştı. Hz.Ömer ona ikinci  bir kefen gönderdi. Hazırladığı kefen sadaka olarak verildi. Vasiyeti üzerine mezara kadar Resulullah'ın tabutunda götürüldü. Cenaze namazını Hz.Ömer r.a. kıldırdı. Java o kadar sıcaktıki mezarı üzerine çadır kuruldu. 
                                                                               www.velfecr.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

KUR'AN VE SÜNNET IŞIĞINDA KURTULUŞA GİDEN YOL

Son yazılar

SAHABELER
FAİZ (RİBA)
Kuran'da ismi Gecen Peygamberlerin Hayati
BÜYÜK GÜNAHLAR
EN BÜYÜK GÜNAHLAR
günahlar
SİHİR-BÜYÜ
HZ. MUHAMMED'İN HAYATI
40 HADİS-İ ŞERİF
HAK DİNİ KU'RAN DİLİ (TEFSİR)
Zina yapmak isteyen genç
“Eli kurusun, kurudu da…”
CENNET VE CEHENNEM
İMAM CAFER ES SADIK
İSLAM İNANÇ VE HAYAT DÜZENİDİR.
MÜMİNLERİN ANNESİ ZEYNEP BİN CAHŞ (R.A.)
ÇAĞIMIZIN MÜSLÜMAN KADINDAN BEKLENTİSİ
Namaz kılmak en doğal haktır ve suç gibi gösterilemez
En Şiddetli Belalar Peygamberlere Gelmiştir
Yaratılan Her Şey Allaha Aynadır
KUR’AN’DA ÖNGÖRÜLEN İNSAN/MÜSLÜMAN MODELİ
CİHAD KAVRAMI VE CİHADIN ÇEŞİTLERİ
amel-i salih (salih amel)
Hadislerle Gıybet
Müslümanların Bu Çağdaki Sorumluluğu

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

settarkulu
rerays
ravzagulu
hakikatburada
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa